Makale/Blog

Ayıplı Hizmet

08.12.2021 Ayıplı Hizmet

Giriş

Önceden daha basit bir hüviyet taşıyan mal ve hizmet alımı ilişkileri Sanayi Devrimi’nin ardından 19. yüzyılın sonlarına doğru mal arzının da artmasıyla birlikte karmaşıklaşmaya başlamıştır. Tüketici her zaman var olmasına karşın tüketici kavramının ortaya çıkışı bu sıralara rastlamaktadır. Çok fazla seçenek arasından tercih yapma imkânına kavuşmakla birlikte aldığı ürünü seçmek üzere gerekli bilgiden mahrum kalmaya ve üreticinin güçlenmesiyle onlara karşı haklarını savunmakta zorluk çekmeye de başlayan tüketici, üretici karşısında güçsüz kalmaya başlamıştır. Gerçekten de serbest piyasa ekonomisinde a priori kabul edilen bireyin mutlak akılcılık, kişisel menfaat ve serbest irade ile hareket edeceği görüşü özellikle günümüz piyasalarında geçerliliğini büyük oranda yitirmektedir1. Bireyin/tüketicinin bu konumu açısından hukuki çözümler üretmek şart olmuştur. Bu ihtiyaçtan doğan tüketici hukukunun gün geçtikçe kapsamı büyümüş ve etkisi gittikçe artmıştır. Günümüzde tüketici hukuku hukuk dalları arasında önemli bir yer teşkil etmektedir.

Giriş

Önceden daha basit bir hüviyet taşıyan mal ve hizmet alımı ilişkileri Sanayi Devrimi’nin ardından 19. yüzyılın sonlarına doğru mal arzının da artmasıyla birlikte karmaşıklaşmaya başlamıştır. Tüketici her zaman var olmasına karşın tüketici kavramının ortaya çıkışı bu sıralara rastlamaktadır. Çok fazla seçenek arasından tercih yapma imkânına kavuşmakla birlikte aldığı ürünü seçmek üzere gerekli bilgiden mahrum kalmaya ve üreticinin güçlenmesiyle onlara karşı haklarını savunmakta zorluk çekmeye de başlayan tüketici, üretici karşısında güçsüz kalmaya başlamıştır. Gerçekten de serbest piyasa ekonomisinde a priori kabul edilen bireyin mutlak akılcılık, kişisel menfaat ve serbest irade ile hareket edeceği görüşü özellikle günümüz piyasalarında geçerliliğini büyük oranda yitirmektedir1. Bireyin/tüketicinin bu konumu açısından hukuki çözümler üretmek şart olmuştur. Bu ihtiyaçtan doğan tüketici hukukunun gün geçtikçe kapsamı büyümüş ve etkisi gittikçe artmıştır. Günümüzde tüketici hukuku hukuk dalları arasında önemli bir yer teşkil etmektedir.

Bu çalışmada TKHK’da düzenlenen ayıplı hizmet kavramı açıklanacak, CISG2, TBK ve TKHK’da bu kavrama ilişkin olan düzenlemeler karşılaştırılarak tüketiciye tanınan haklar ortaya konacak, bu yapılırken de eski kanunların bu kavramlara ilişkin düzenlemeleri gözden geçirilecektir.

CISG, TBK ve TKHK’nın uygulama alanını şu şekilde tespit etmek mümkündür.

Her iki tarafın da tacir olduğu ulusal satımlarda Türk Ticaret Kanunu(TTK) ve Türk Borçlar Kanunu(TBK) hükümleri

Her iki tarafın da tüketici olduğu ulusal satımlarda TBK hükümleri

Tacir ile tüketici arasında ulusal satımlarda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümleri

Her iki tarafın da tacir olduğu uluslararası satımlarda ise CISG hükümleri3

Kavramlar

TKHK’da birtakım kavramların tanımları verilmiştir. Biz de çalışmamızın başında çalışmamızı ilgilendiren “ayıp”, “hizmet” ve “sağlayıcı” kavramlarını tanımlayacağız.

Ayıp

Tanım

Ayıp kavramı TDK sözlüğünde4 “Hukuk dilinde alım ve satıma konu olan malın istenmeyen özelliği, kusur.” olarak geçmektedir.

Doktrin ayıp kavramı ile tarafların yaptıkları sözleşmede üzerinde anlaştıkları veya dürüstlük kuralı gereğince satılan şeydeki bir veya daha çok vasfın yokluğunu kastetmektedir5. Sözleşme konusu edim yerine tamamen başka bir şey ifa etme durumunu(aliud ifa) ayıplı ifa ile karıştırmamak gerekir6.

Ayrımlar

Ayıp kavramı maddi, ekonomik ve hukuki ayıplar; gizli ve açık ayıplar; uygunluk ve güvenlik ayıpları ile sübjektif ve objektif ayıplar olarak ayrıma tabi tutulabilir.

Maddi-Ekonomik-Hukuki Ayıp

Maddi ayıp; malın kullanımını fiziken engelleyen ayıp türüdür. Ekonomik ayıp; alıcının maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan ve malın ekonomik değerini düşüren ayıplardır. Mülga BK’da tanınmayan ekonomik ayıp TBK’da tanınmıştır. Aslında ekonomik ayıp, maddi ayıpla iç içe olan bir kavramdır. Satılanın kullanımını sınırlandıran ondan beklenen faydaları azaltan hukuki eksiklikler ise hukuki ayıp kapsamına girer7.

Açık-Gizli Ayıp

Malda açıkça görülebilen veya basit bir inceleme ile anlaşılabilen ayıplar açık ayıptır. Malın kullanılması ile veya tesliminden sonra ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıptır. Muayene ve ihbar külfeti konularında bu ayrımın önemi ortaya konacaktır.

Uygunluk-Güvenlik Ayıpları

Bir ürünün beklentilere uygun olmaması ile beklenen güvenlikte olmaması arasında fark vardır. İlk durumda uygunluk ayıbı söz konusu iken ikinci durumda güvenlik ayıbı vardır8. Bu ayrımın önemi tazminat bahsinde daha da belirginleşecektir.

Sübjektif-Objektif Ayıp

Sübjektif ayıp; malın, taraflarca sözleşmede belirlenen kıstaslara uymamasıdır. Bu bağlamda sübjektif ayıp malda vaat edilen hususların bulunmaması manasına gelir9. TKHK md. 8’de “…taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması…” ve TBK md. 219’da “…alıcının herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması…” olarak belirtilen ayıp türü sübjektif ayıptır. Ayrıca TKHK md.8/2’de belirtilen reklam vs. ile yapılan bildirilerce belirlenen ölçütlere uymama da sübjektif ayıp olarak değerlendirilebilir.

Objektif ayıp; makul ve mantıklı satışlarda bulunması gereken hususlar ve beklentileri ifade eder10. Malda objektif olarak, tarafların iradesinden bağımsız şekilde, normal bir satışta bulunması veya bulunmaması gereken özelliklere aykırılık objektif ayıp olarak nitelendirilir. TKHK md 8’de “…objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması…” ve TBK md. 219’da “…nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan…” olarak belirtilen ayıp türüdür.

Hizmet

Hizmet kavramı TKHK’da TKHK’nın kapsamını da genişletmek maksadıyla oldukça geniş olarak “Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu” olarak tanımlanmıştır. Olumsuz bir ifade kullanılan bu tanımla birlikte Tüketicinin lehine olmak üzere TKHK’nın uygulanabileceği sözleşme türleri açısından sınır ortadan kalkarak her tür sözleşmeye uygulanabilirliği sağlanmıştır11.

CISG hükümleri md. 3/2 gereği hizmet sözleşmelerine uygulanmaz.

Sağlayıcı

Sağlayıcı kavramı hizmet sunan kişiyi tanımlamak üzere TKHK’da “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak geçmektedir. Kanunun burada aradığı tek ölçüt ticari veya mesleki amaç güdülmesidir12.

Ayıptan Sorumluluk

Tüketicinin korunması kavramı, borçlar hukuku kavramına göre çok daha yeni olmasından ötürü değişime daha açıktır, yeniliklere daha çabuk ve daha iyi adapte olur. Bu bağlamda incelendiğinde TKHK’nın gerek AB direktiflerinden gerekse CISG gibi uluslararası gelişmelerden daha çabuk etkilendiğini söyleyebiliriz. Bu hüviyetinden ötürü TKHK’nın kendi konularında mülga BK’dan TBK’ya geçişte Borçlar Kanunu hükümlerine yaptığı önderliği görebiliriz. Buna örnek olarak; mülga BK’da ayıp durumunda alıcıya tanınan haklar 2 ayrı maddede (BK md. 202 ve 203) düzenlendiği ve ücretsiz tamir hakkı tanınmadığı halde13 TBK, mülga ve yeni TKHK ile uyumlu olarak tek maddede ve ücretsiz tamir hakkını da içerir şekilde düzenlenmiştir.

Bu bahiste TKHK’da ayıptan sorumluluk, TBK ve CISG hükümleri ile karşılaştırmalı olarak incelenecektir. TBK ve CISG’de ayıplı hizmet ile alakalı hüküm olmadığı için TBK ve CISG’deki ayıp hükümleriyle TKHK’daki ayıplı mal ve hizmet hükümleri karşılaştırılacaktır. Başlamadan söylemek gerekir ki CISG md. 3/2’de açıkça belirtildiği üzere CISG hükümleri hizmet sözleşmelerine uygulanamaz. Ancak bir karşılaştırma yapmak üzere CISG’nin ayıp hükümleri incelenecektir.

Yine konuya başlamadan belirtilmesi gereken bir diğer husus da TKHK’daki ayıplı hizmet hükümlerine ihtiyaç olup olmadığı tartışmasıdır. Aşağıdaki incelemenin ardından daha rahat görüleceği üzere TKHK’nın ayıplı mal ve hizmet hükümleri birbirini tekrar eder niteliktedir. Kanun koyucu burada ayıplı mala uygulanacak hükümlerin kıyasen ayıplı hizmete uygulanmasında sakınca görmüş olmalı ki tekraren de olsa aynı hükümleri zikretmek gereği duymuştur. Çalışmamızda ayıplı mal ve hizmet hükümleri beraber incelenecek farklılık bulunan yerlerde ilgili durumlara değinilecektir.

Ayıplı Mal ve Hizmet

Yukarıda da belirtildiği üzere TKHK, TBK ve CISG arasında içinde ayıplı hizmet hükümlerine ayrıca yer ayıran tek düzenleme TKHK’dır. Ancak TKHK’da da bu düzenleme tekraren yapılmıştır ve ayıplı hizmet ve ayıplı mal hükümlerinde ciddi bir fark belirlenmemiştir.

Kavram

TKHK’da ayıplı mal; “…tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan mal…” olarak tanımlanmıştır15. Buna ek olarak ikinci fıkra hükmüyle malın tanıtımındaki özellikleri16, muadillerindeki özellikleri taşımamasının ve makul olarak beklenen faydaları ortadan kaldırmasının da malın ayıplı olarak kabul edilmesine neden olacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise teslim zamanının geçirilmesi veya montaj sebebiyle ayıbın oluşması hükme bağlanmıştır. Bu maddenin hükmünden anlaşılan ortada objektif veya sübjektif manada bir ayıp bulunması gerektiği ile bu ayıbın teslim anında bulunması gereğidir. Maddede yukarıda da tanımı yapılan maddi-ekonomik-hukuki ayıp kavramına değinilmiş ve sübjektif-objektif ayıp kavramına göre ayrım yapılmıştır.

Burada kanunda yapılmasa da Yargıtay kararlarında mevcut olan eksik ve ayıplı iş ayrımından bahsetmek gerekir. Eksik iş sözleşme konusu işin yapılması gerektiği halde hiç yapılmaması veya kısmen yapılması durumlarında ortaya çıkar. Eksik iş ve ayıplı işi her durumda ayırmak çok kolay olmasa da Yargıtay kararlarınca eksik iş neticesinde ihbar yükümlülüğünün ortadan kalkması durumu benimsendiğinden bu ayrım önem kazanmaktadır. Aşağıda anlatılacağı üzere ayıplı işte ayıbı ihbar için birtakım süreler belirlenmişken eksik iş söz konusu ise ihbar yükümlülüğü ortadan kalkar ve sadece zamanaşımı süresiyle bağlı olan tüketicinin konumu güçlenir17.

TKHK’da ayıplı hizmet hükümleri ise ayıplı mal hükümleri ile benzer olarak düzenlenmiştir. Teslim anı ve örnek model hizmet sözleşmelerinde mümkün olmayacağından bunlara yer verilmemekle birlikte objektif-sübjektif ayıpların hükme dâhil olması ve yine sübjektif ayıp kapsamında tanıtmadan kaynaklanan sorumluluk belirtilmiştir. Ayıplı mal hükümlerine ilave olarak ise hizmetin gecikmesi de ayıp olarak sayılmıştır. Ceylan tarafından sözleşmeye aykırılık durumlarının açıkça sayılmasına gerek olmadığı18 dile getirilmiş olsa da tüketiciyi koruma adına bunların sayılmasında fayda görülmektedir.

TBK’da da ayıbın maddi-ekonomik-hukuki hüviyette ve sübjektif-objektif olarak ayrıldığını ve iki durumu(sübjektif-objektif) da hükme bağladığını görülmektedir. Burada dikkati calip ve TKHK’da geçmeyen unsur satıcının ayıbın varlığını bilmek zorunda olmaması hususudur. Genel hükme atıfla tüketicinin korunması hususunda da kullanılacak olan hüküm, tüketici/alıcıya kolaylık sağlamaktadır.

CISG’de ayıp hükümleri, Türk hukukundan farklı bir şekilde sözleşmeye uygunluk başlığı altında incelenmiştir19. CISG’de de sübjektif ve objektif ayıp ayrımına gidilmiş ve ikisi de sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilmiştir. Bununla birlikte hukukumuzda aynı başlık altında incelenen hukuki, ekonomik ve maddi ayıplardan hukuki ayıp CISG’de ayrıca incelenmiştir20. CISG’de eksik ifa da sözleşmeye aykırılık bağlamında değerlendirilmiştir21. Garip bir şekilde CISG ile satıcıya kendi belirttiği hususlarda aykırılık olması halinde bir koruma sağlamıştır. CISG md. 35/2b hükmünde alıcının satıcıya güvenmediği veya güvenmesinin makul olmadığı durumlarda ürün sübjektif olarak ayıplı olsa dahi ürün sözleşmeye uygun sayılır. Gerek TBK gerekse TKHK’da ilgili durumda satıcıya herhangi bir kurtuluş imkânı tanınmamıştır. Eğer maddede endişe edilen bildirimde ilgi çekmek için yapılan ve gerçek olmadığı herkes tarafından anlaşılabilecek durumlarda alıcının bu hükümlere gitmesi ise, bu hususta dürüstlük kuralı kanımızca yeterli koruma sağlamaktadır. Satıcıya kendi belirttiği hususta ortaya çıkan ayıpta böyle bir kurtuluş imkânı sağlanması kanımızca yerinde olmamıştır22.

Sorumluluk ve İspat Yükü

TKHK’da ayıplı mal ve hizmetten sorumluluk hükümleri birbirini tekraren düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler genel olarak sözleşmeye uygun ifadan sorumluluktan bahsettikten sonra sübjektif ayıp bakımından sorumluluğun sınırlarını düzenlemişlerdir. Buna göre satıcı/sağlayıcı;

Kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini,

Yapılan açıklamanın içeriğinin mal/hizmet sözleşmesinin kurulduğu tarihte düzeltilmiş olduğunu,

Mal/hizmet sözleşmesinin kurulması kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içermediğini ispat ettiğinde sorumluluk ortadan kalkar.

Ayıplı mal ve ayıplı hizmet hükümlerinin tüketiciye tanınan hakların oluşma koşulları olarak doktrinde şu şartlar sayılmıştır:

Mal/hizmette ayıp sayılan bir eksiklik bulunmalıdır.

Ayıp önemli olmalıdır.

Teslim veya hizmetin ifası sırasında ayıp mevcut bulunmalıdır.

Tüketici durumu bilmemelidir25.

Burada ilk şart durumun kendisinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmeye uygun ifa zorunluluğu bağlamında mal/hizmette ayıp yoksa sözleşmenin ihlali olmayacağından ötürü herhangi bir hak da doğmayacaktır.

Ayıbın önemi ise kanımızca biraz daha soyuttur. Ayıpsız misli ile değişim ve ücretsiz onarım için ayıbın önemi mevzuu zaten kanunda değerlendirilmiştir26. Ayıp oranında bedelden indirim hakkı ise önemden bağımsız olarak her zaman kullanılabilmelidir. Sözleşmeden dönme hususunda ise önem mevzuuna bir atıf yapma gereği muhakkak doğacaktır.

Teslim veya ifa sırasında ayıbın mevcut olması gerekliliği ise TKHK md. 8’den gelmektedir27. Bu hususta tüketicinin korunması md. 10 ile sağlamlaştırılmıştır. Bu hüküm gereği satıştan itibaren 6 ay içerisinde ortaya çıkan ayıplar teslim anında da var sayılır. İspat yükü satıcıdadır. TBK md. 219’a göre de satıcının ilgili ayıptan haberinin olması gerekmez. Bu hüküm TKHK’da bulunmayıp genel hüküm gereği tüketicinin korunması hususunda da uygulanacaktır. CISG md. 40 ve TBK md. 225‘de satıcının ayıbı bilmesi ve ağır kusurlu olması durumları benzer şekilde değerlendirilmektedir. Bu iki madde de durumu satıcının muayene ve ihbar yükümlülüğünü kullanamaması sonucuna bağlamıştır.

Tüketicinin ayıbı bilmemesi gerekliliği ise diğer bir şarttır28. Tüketicinin ayıbı bildiği durumda ayıba dayalı olarak bu kendisine tanıdığı haklardan faydalanamaması dürüstlük kuralının da bir gereğidir. Ayrıca sözleşmenin, ayıbı bilinen mal üzerinde kurulduğu göz önünde bulundurulursa sübjektif ayıp bağlamında ortada bir ayıbın bulunmadığı da söylenebilir. TKHK’da ayıbı tüketicinin bilmesini sağlayacak düzenleme29 de getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre ayıplı mal üzerine ayıbı açıklayan bir etiket konur ve durum fiş, fatura veya satış belgesi üzerinde de açıkça gösterilir.

TBK md. 223’te düzenlenen muayene ve ihbar külfeti hususu TBK ve TKHK’yı ayıran hususlardan biridir. İlgili hükme göre alıcı makul zaman içerisinde malı muayene etmek ve ayıp varsa uygun bir süre içerisinde satıcıya haber vermek durumundadır30. Bu durum Kıta Avrupası’nın geneline göre farklı bir hükümdür ve sıkça eleştiriye maruz kalmaktadır. Kıta Avrupası’nın genelinde muayene ve ihbar külfeti tacirler arasında yapılan sözleşmelerde zorunlu kılınmışken hukukumuzda adi satımlarda da zorunludur31. TKHK’da muayene ve ihbar külfeti düzenlenmemiştir. Bu hususta ortaya iki görüş çıkmaktadır. İlkine göre TBK, TKHK’ya göre genel kanun niteliğinde olduğu için TKHK’da düzenleme olmadığından TBK hükümlerince olay çözümlenmelidir. Dolayısıyla bu görüşe göre muayene ve ihbar külfeti tüketiciler için de zorunluluğunu aynen koruyacaktır. Diğer görüş ise TKHK’da muayene ve ihbar külfeti düzenlenmediğinden ve tüketici lehine yorum gerekliliğinden ötürü muayene ve ihbar külfetinin bulunmadığı sonucuna ulaşmaktadır. Bu husustaki AB Direktiflerinin de bu ikinci görüşe yatkın olması ve tüketiciyi korumak bağlamında ikinci görüş daha mantıklıdır. Şu halde tüketiciye muayene ve ihbar külfeti yüklenmeyecek tüketici zamanaşımı süresince ayıptan doğan haklarını kullanabilecektir32.

Seçimlik Haklar

Yukarıda da belirtildiği üzere tüketici/alıcıya tanınan seçimlik haklar, mülga BK için aynı şeyi söyleyemesek dahi, yeni TBK ve TKHK’da, TKHK’nın da ayıplı mal ve hizmet hükümlerinde, ortak olarak düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklar;

Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini istemedir33.

CISG’de de bu haklar tanınmasına rağmen kullanımındaki sınırlamalar daha fazladır. TBK’da sınırlar biraz daha az, TKHK’da ise durum tüketicinin lehine olacak şekilde hak kullanımı olabildiğine serbesttir hatta sınırları genişletilmiştir. Bu hakların kullanımında önce TKHK’daki ayıp ve hizmet açısındaki sınırlamalar sonra TBK’daki sınırlamalar ve son olarak da CISG’deki sınırlamalar incelenecektir.

TKHK ayıplı mal hükümlerinde hakların sayımının hemen ardından maddenin ikinci fıkrasında TBK ile arasındaki en büyük farkı ortaya koymuştur. Bu fark onarım ve ayıpsız misli ile değişim haklarının üretici ve ithalatçıya karşı da ileri sürülebilmesidir. Aynı fıkrada bu sorumluluk bu kişilerden kaynaklanmadığı takdirde sorumluluk kaldırılmıştır34.

Ardından ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme hususlarına sınırlama getirilmiş ve bu hakların kullanılmasının satıcıya aşırı zorluk getirmesi halinde dönme ve indirim haklarının kullanılabileceği belirtilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği üzere ayıbın önemi hususu burada değer kazanmaktadır. Söz konusu hakların kullanımında diğer ölçütlerle35 beraber bu husus da değerlendirilmektedir. Bu fıkrada hakların kullanımı satıcı lehine daraltılmıştır.

Diğer fıkrada ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarının kullanımı halinde satıcı/üretici/ithalatçıya bu sorumluluğu yerine getirmesi için azami süre öngörülerek tüketici lehine bu haklar güçlendirilmiştir. Beşinci fıkrada, yine tüketici lehine, diğer hakların kullanımı halinde para iadesinin derhal yapılacağı hükme bağlanmış, son olarak da bu hakların ifasından kaynaklanan masrafların satıcı/üretici/ithalatçı tarafından sağlanacağı ve bu hakların kullanımının tazminat hakkını sınırlamayacağı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere hakların kullanımı TKHK’da tüketici lehine olabildiğine genişletilmiştir. Ayıplı hizmet hükümlerinde ise durum aynı şekilde düzenlenmiş olup niteliği gereği üretici/ithalatçıya gitme gibi bir seçenek bulunmamakta ve sorumluluğu yerine getirmek için tanınan süreye ek olarak bir de makullük sınırı getirilmiştir36.

TBK’ya baktığımızda ise hakların her birinin kullanımının şartlara bağlandığını görürüz. Öncelikle satıcı ayıpsız misliyle değiştirip tazminat ödemeyi kabul ederek diğer hakların kullanımını önleyebilir. Dönme hakkı ise durum gerektiği takdirde hâkim tarafından ücrette indirim veya onarım hakkı ile değiştirilebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise onarım ve indirim hakkı kullanılamaz.

CISG ise tüm seçimlik hakları birçok sınırlamaya tabi tutmuştur. Sözleşmeden dönme hakkının kullanımında öncelikle maldaki ayıbın esaslı olması şartını aramıştır37. Geç teslimde ise teslim gerçekleştiği takdirde dönme hakkının kullanılamayacağını belirtmiştir ki teslim gerçekleşmese dahi ek süre verilmemesi halinde dönme hakkı yine kullanılamayacaktır. Ardından bunu alıcının bazı yükümlülükleri yerine getirmesine bağlı olarak biraz esnetmiştir38. Ayıp oranında ücretten indirim hakkında ise satıcının eksiklikleri gidermesi(ücretsiz onarım) yahut bunu talep etmesine rağmen alıcının bunu reddi halinde bu hakkın kullanımı da mümkün olmayacaktır. Onarım hususunda ihbar sürelerine atıfta bulunulmuş ve bu talebin makul olması şartı eklenmiştir39. Ayıpsız misli ile değiştirme hakkının kullanımı yine ayıbın esaslı olması şartına bağlanmış ihbar külfeti eklenmiştir40. Görüldüğü gibi CISG hakların kullanımını sınırlandırarak daraltma eğilimindedir. CISG’nin hakları genişlettiği tek nokta; tanımı, ayıplı mal üzerinden değil sözleşmeye uygunluk üzerinden yapmış olmasıdır. Bu bağlamda aliud teslim, gecikmiş teslim, eksik teslim gibi hususlarda da uygulanacak olmasıdır41. Uluslararası alım-satıma uygulanacağından tarafların tacir yahut en azından alım-satım hususlarında deneyimli insanlar olması beklenen CISG’nin TKHK kadar korumacı olmamasının gerekliliği izahtan varestedir.

Zamanaşımı

Son olarak ayıpta zamanaşımı açısından TKHK, TBK ve CISG incelendiğinde benzer düzenlemeler yapıldığını görürüz. Öncelikle süre, üçünde de iki yıl olarak belirlenmiştir. Yine bu üç düzenlemede de ayıbın gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği belirtilmiştir. TKHK ayıplı mal hükümlerinde ayrıca ikinci el mal ve taşınmazlar için ek düzenlemeler getirilmiştir.

Sonuç

Ulusal düzenlemelerimizden genel kanunumuz olan TBK ve tüketicilere daha kapsamlı koruma getirilen TKHK, uluslararası anlaşmalardan konuyla ilgili düzenlemeler içeren CISG’yi karşılaştırarak ayıp hükümlerindeki farkları derlediğimiz bu çalışmada görüldüğü üzere TKHK, tüketicileri korumak üzere etkili düzenlemeler getirmiştir. Günümüzde farklı kalemlerde birbirinden farklı çok fazla ürünle muhatap olan tüketici açısından gerek bilgi gerekse zaman eksikliğinden ötürü bir koruma ihtiyacının var olduğu aşikârdır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde önemli bir yer işgal eden TKHK’nın görevini gereğince sürdürmek üzere çağa ayak uydurarak kendini geliştirmesi gerekmektedir. Hukukun gelişmesi hukukun içinde yaşadığı toplumla, daha çok da bu toplumun hukukçularıyla ilişkili olduğundan bu hususta hukukçulara büyük görev düşmektedir.

henüz yorum yok
 0224 999 11 16
0537 850 48 97
avkahramanabdussamed@gmail.com
Kükürtlü Mh. Kükürtlü Cd. No: 67
Tan İş Merkezi B Blok Kat: 3 No: 7
Osmangazi/Bursa

Ara

Lisans Bilgisi

Hata! Lisans henüz aktif değil


×

Web sitesi lisansınız henüz etkinleştirilmedi veya lisans süresi doldu.


Yeniden dene

  • Web siteniz çalışıyorsa ve şimdi çalışmıyorsa, lütfen web barındırma şirketinizle iletişime geçin. Bu web sitesi, alan adı veya barındırma için ödeme yaptığınız şirkettir.
  • Web siteniz henüz çalışmıyorsa, muhtemelen lisansınız yoktur. Yardım için web barındırma şirketinizle iletişime geçebilir veya kendi başınıza bir lisans alabilirsiniz.
    Oturum Aç Alan Lisansı Alın