Makale/Blog

2018 yılında 7099 sayılı kanun ile yapılan TTK’daki değişiklik ile Limited Şirketlerin kuruluştan önce sermayesinin %25’ini ödemiş olma zorunlulukları ortadan kaldırılmıştır. Bu yazımızda bu konuya ilişkin yazılmış iki makale incelenerek özet halinde sunulmuştur.
Pulaşlı, Hasan: “ ‘Sermayesiz’ Sermaye Şirketi İle Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar ve Bunlara Karşı Alınması Gereken Hukuki Önlemler”, BATİDER 2018.
2018 yılında 7099 sayılı kanun ile yapılan TTK’daki değişiklik ile Limited Şirketlerin kuruluştan önce sermayesinin %25’ini ödemiş olma zorunlulukları ortadan kaldırılmıştır. Bu husus ise pratik birçok sorunlu durumun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
2018 yılında 7099 sayılı kanun ile yapılan TTK’daki değişiklik ile Limited Şirketlerin kuruluştan önce sermayesinin %25’ini ödemiş olma zorunlulukları ortadan kaldırılmıştır. Bu yazımızda bu konuya ilişkin yazılmış iki makale incelenerek özet halinde sunulmuştur.
Pulaşlı, Hasan: “ ‘Sermayesiz’ Sermaye Şirketi İle Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar ve Bunlara Karşı Alınması Gereken Hukuki Önlemler”, BATİDER 2018.
2018 yılında 7099 sayılı kanun ile yapılan TTK’daki değişiklik ile Limited Şirketlerin kuruluştan önce sermayesinin %25’ini ödemiş olma zorunlulukları ortadan kaldırılmıştır. Bu husus ise pratik birçok sorunlu durumun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Almanya’da benzer bir durum olan “girişimci şirket” türleri ile 1 avro gibi sermayelerle şirketler kurulabilse dahi buna ilişkin alınan diğer önlemler dolayısıyla meydana gelebilecek birçok sorunun önüne geçilmiştir.
Öncelikle alman hukukundaki girişimci şirketlerde özel bir unvan geçerli olup şirket unvanından(UG) şirketin düşük sermaye ile kurulan bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca küçük de olsa kuruluşta belirtilen sermaye ayın olarak konulamaz yalnızca nakit olarak ödenir ve tamamı tescilden önce ödenmek durumundadır. Ayrıca şirketin sermayesi 25.000 avroya ulaşıncaya kadar kârın %25’i yedek akçeye ayrılır.
Girişimci şirketler re’sen limited şirketlere dönüşmemekle birlikte gerekli şartları sağlayıp başvurdukları takdirde limited şirkete dönüşebilirler.
Girişimci şirketlerde ödeme aczi durumu oluşturacak bir eylem gerçekleşeceği zaman müdür genel kurulu toplantıya çağırmak durumundadır. Bu da aslında özellikle daha düşük bütçeli girişimci şirketlerde çoğu kararların genel kurul tarafından alınacağına işaret eder.
Girişimci şirketlerin UG ünvanını kullanmaları da sıkı bir şekilde korunmaktadır. Tartışmalı bir olayda UG yerine GmbH u.g. ünvanı kullanı bir şirketin limited şirket gibi sorumlu olacağına ilişkin karar verilmiştir.
Girişimci şirketlerde sermaye payları peşin ve nakit olarak yatırıldığından hem gizli ayın sermaye ve kanuna karşı hile durumlarının önüne geçilmiş hem de oy hakkının doğumuna ilişkin sorun ortadan kalkmış durumdadır. Kâr payının dağıtılması da yine bu nedenden sorun teşkil etmeyecektir. Edilen net kârın en az %25’inin yedek akçeye ayrılması ile şirket alacaklıları da korunmuştur.
Almanya’da durum belirtildiği gibi olmakla beraber Türk düzenlemelerinde maalesef külli bir düzenlemeye girişilmeden yalnızca bir fıkraya bir cümle eklenmek suretiyle durum değiştirildiğinden ötürü bir takım sorunlar ortaya çıkmaktadır. İlgili düzenleme yatırım yapmayı kolaylaştırmak üzere çıkmış olsa da birçok hususta kafa karışıklığına neden olmuştur.
Birincil olarak oy hakkının doğumu şirketlerde sermaye için belirtilen minimum miktarın paydaşlarca yatırılmış olması gerekmektedir. Sermayesiz kurulan şirkette ise pay ödemeleri yapılmadığı için oy hakkı da doğmayacaktır.
Yine payın devrinde de ciddi bir sorun yaşanacaktır. Ödenmemiş pay aslında bir haktan ziyade bir borç bir sorumluluk içerdiğinden bu payın devri de borcun devri olarak nitelendirilerek şirketin iznine tabi olmalıdır.
Paydaşlara yapılacak kâr payı ödemelerinde de benzer sorunla karşılaşılacak sermaye payını ödemeyen paydaşa kâr ödemesi de yapılmaması gerekecektir.
Ödenmemiş paylar şirketçe rehin alınamaz ve iktisap da edilemez.
Şirket alacaklılarının konumu da bu sermayesiz şirketlerde kötü durumdadır. Öncelikle şirketin sermayesinin bulunup bulunmadığı unvandan anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte alacaklıların şirket paydaşlarına karşı sermaye paylarının ödemeleri için dava açma hakları da bulunmamaktadır. Bundan ötürü alacaklılar pratikte sorunlar yaşamaktadırlar.
Şirket müdürlerinin şirket adına yaptıkları işlemlerde alacaklıları zarara uğratması ve sermaye paylarının istememesi halinde de hukuki sorumluluğu doğacaktır. Bu durumda şirket alacaklıları müdüre karı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği için dava açabilecektir.
Alacaklıların şirket üzerinden alacaklarını talep etmelerinin tek yolu iflasını istemekten geçmektedir.
TTK’daki belirtilen düzenlemenin çözümü için sermaye payının en geç 3 ay içinde ödenmesi yahut ödenmeyen sermaye payı oranında paydaşın sorumluluğuna gidilmesi gündeme gelebilir ancak bu da limited şirketlerin sermaye şirketi olması özelliklerine zarar verecektir.
Bilgeç, Hakan: “7099 Sayılı Kanun ile Yapılan Limited Şirkette Nakdi Sermaye Payının Ödenmesine İlişkin Değişikliğin Ortakların Oy ve Kâr Payı Hakları Üzerindeki Etkileri”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2019.
Sermaye şirketlerinde şirket sermayesi ortaklar tarafından sağlanır. Bu sermaye ayni ve nakdi olabilir. Hizmet edimleri sermaye olarak kabul edilemez. Sermaye şirketlerinde alacaklılar ortaklara ve şahıslara değil yalnızca şirketin kendi malvarlığına başvurabileceğinden şirketlerin malvarlığının korunması önem arz etmektedir. Limited şirketlere ilişkin çoğu durumda anonim şirketlere ilişin hükümler kıyasen uygulanır. Şirketlerde farklı ayın türleri farklı şekillerde devri yapılır.
Nakdi sermayede kanunun eski haline göre taahhüt edilen sermayenin %25’i tescilden önce verilmesi gerekirken yeni düzenleme ise bu zorunluluk kaldırılmış ve hiç sermaye konmadan da şirket kurmak mümkün hale getirilmiştir. Bu durumda taahhüt edilen sermaye 2 sene içerisinde tamamlanmak durumundadır.
Şirketlerde paydaşların en önemli yönetsel hakları oy vermektir. Ancak sermaye bedelleri ödenmemiş payların oy hakkı kazandırıp kazandırmayacağı sorunu belirtilen düzenlemeden sonra doktrinde tartışılan bir konu olmuştur. TTK 435’e göre oy hakkı kanunla belirtilen minimum sermaye payının ödenmesi ile doğar. Dolayısıyla kanunun yeni halinde belirtilen şekliyle sermayesiz olarak kurulmuş şirketlerde oy hakkı da doğmamış olacaktır. Oy hakkının doğmaması halinde ise şirket genel kurula gidemeyecek dolayısıyla organsızlık nedeniyle feshi gerekecektir. Oysa oy hakkından yoksunluğa ilişkin 3 özel durum TTK 619’da geçmekte ancak yeni durum bu kapsamda kalmamaktadır. Oy hakkında yoksun olunan üç durum; ortak müdürlerin kendilerinin ibrası durumu, şirketlerin paydaşın hissesini iktibası durumu, ortağın sadakat yükümü ve haksız rekabete aykırı faaliyetlerde bulunmasına izin durumudur.
Alman hukukunda şirketteki tüm paydaşların oy haklarından yoksun kalmaları halinde oy hakkından yoksunluk kurallarının uygulanamayacağına ilişkin bir görüş bulunmaktadır. Türk öğretisinde ise bu husus tartışmalıdır.
Yukarıda da belirtildiği üzere tüm paydaşların oy hakkından yoksun kalması halinde genel kurul oluşturulamayacağından limited şirketlerin müdür/ler ve genel kurul olan iki asli unsurunda birinin eksik olması dolaysıyla şirketin organsızlık dolayısıyla feshi istenebilecektir. Bu durumda ortaklar veya alacaklılar fesih isteyebilecektir. Organsızlık nedeniyle feshedilme hususunda iki farklı görüş olup birinci görüşe göre genel kurulun karar alamayacak durumda olması organsızlık durumu için yeterli iken ikinci görüşe göre karar alamasa dahi toplanabiliyor olması organsızlık nedeniyle fesih sonucunu doğurmaz. Yani organsızlık için şirket genel kurulunun toplanamıyor olması gerekmektedir.
Şirketler kâr amacı ile kurulmuş olup kâr payını dağıtamayan bir şirket olamaz. Bununla birlikte şirketin sermayesini ve yedek akçesini kâr payı olarak dağıtması da mümkün değildir. Kâr payı dağıtımı hususunda yetkili organ genel kuruldur. TTK 519’a göre yıllık kârın yüzde beşi ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşana kadar yedek akçe olarak ayrılır. Kâr payını dağıtabilmek için ise önce yedek akçelerin ayrılması gerekir. TTK md. 608’e göre Kanunen zorunlu görülen yedek akçeler ayrılmadan kâr dağıtılamayacağı için kar dağıtılamayacak, ödenmiş sermaye olmadığı için de yedek akçe ayrılamayacaktır. Dolayısıyla yeni durum oy, kâr dağıtımı ve yedek akçe hususlarında ciddi problemler oluşturmaktadır.
Tan İş Merkezi B Blok Kat: 3 No: 7
Osmangazi/Bursa
